Kuytu
AnasayfaBlogSayılarımızHakkımızdaİletişimSatın Al
← Anasayfa

Sayılarımız

Kuytu’nun yayımlanmış sayıları.

Kuytu Dergisi 07. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

7. Sayımız

Eylül–Ekim 2025
Devamını Oku
Kuytu Dergisi 06. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

6. Sayımız

Arşiv
Devamını Oku
Kuytu Dergisi 05. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

5. Sayımız

Mart–Nisan 2022
Devamını Oku
Kuytu Dergisi 04. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

4. Sayımız

Temmuz–Ağustos 2021
Devamını Oku
Kuytu Dergisi 03. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

3. Sayımız

Mayıs–Haziran 2021
Devamını Oku
Kuytu Dergisi 02. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

2. Sayımız

Mart–Nisan 2021
Devamını Oku
Kuytu Dergisi 01. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ

1. Sayımız

Ocak–Şubat 2021
Devamını Oku
← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 07. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

7. Sayımız

Eylül–Ekim 2025

Kıymetli okuyucularımız,

Kuytu’da kalanlar olarak şairin şile bezinden son mintanı bildik kendimizi. Asla yıkılmamalıydık; Pia’nın kim olduğunu hiç bilmedik.

Evvela derdimiz vardı. Ne kaldıysa içimizde tarumar edilen hadsizce, yazdık hepsini. Yeryüzünde son insan da kalsak yazacaktık yine. Yazıyoruz; demek ki iknayız yaşamaya.

Kuytu ile bir mekân hedefledik: sözün gürültüsünden uzak, kelimelerin kalabalığında kendine gizli bir yer arayanlara mesken… Sesini çoğu kez fısıltıyla duyuranların durağı… Her satırında bir sığınak, her cümlesinde bir gölge, her dizesinde bir ışık…

Biz bu dergiyi; görünenin ardına bakan, kalabalıktan yorulan, sessizlikte kendini bulan kalemler ve yürekler için çıkarıyoruz. Maksadımız sözü nesre mahpus kılmak değil; bilakis ona bir hayat, bir nefes bahşetmektir.

Nefes nefese arayışımız, her kelâmda gizli hakikati açığa çıkarma gayretidir. Zira insan hür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur. Kuytu, işbu zincirlerin gölgesinde dahi kalemin serbest nefes alabileceği bir sığınaktır.

Dergimizde şiirden öyküye, denemeden incelemeye uzanan yazılar yer almaktadır. Kuytu, her sayısında farklı kalemlerin sesini bir araya getirerek edebiyatın gölgede kalmış güzelliklerini görünür kılmayı amaçlar.

Karanlığı, her kelimesinde tahakküme karşı duran saklı feryat ile aydınlığa çevirmeyi borç bilir Kuytu. Geç kaldığımız neresiyse hayatın, orasından devam edeceğiz.

Ara vermekle yoğrulmuş harcımız bir kere. “Kimse durup düşünmüyor”dan şikâyetçiyiz. Şimdi yeni sayımızı siz Kuytu ailesine takdim etmek bir şereftir bizim için.

Sürçülisan ettiysek affola.

← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 06. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

6. Sayımız

Arşiv

Şiir, marangozluk, kunduracılık gibi öğretilebilen bir sanat değildir. Gerçi şiir yazmak için öteden beri birtakım usuller, kaideler kullanılmıştır. Ama bunlarsız da şiir yazılabilir. Hem bu kaide ve usulleri mükemmel bilmekle de insan güzel şiir yazmanın sırrına ermiş olmuyor ki.

Bizde şimdiye kadar nazım kaidelerini öğretmek maksadı ile birçok kitap yazılmıştır. Bunların neye yaradığına bir türlü akıl erdiremedim. Mademki güzel bir şiiri anlayıp sevmek için nazım kaidelerini bilmeye hacet yoktur, mademki nazım kaidelerini bellemek insana güzel şiir yazmak kudretini de veremiyor; şu hâlde bu kitapların faydası nedir?

Diyeceksiniz ki şimdiye kadar şiir yazabilmek için bu kaideleri bilmeye ihtiyaç vardı. Öyle ama, kendisinde şiir istidadı olan bir insan, bu sanatla ilgili her şeye karşı öyle dikkatlidir ki okuduğu şiirlerden şiirin kaidelerini hiç yardıma ihtiyaç kalmadan keşfeder. Hem böyle kendiliğinden keşfetmenin ayrı bir zevki de vardır.

Nazım usullerini kaideler hâlinde ezberlemek herkes için, hatta bir şiir istidadı için de sadece angaryadır. Bu nazım kaidelerini gençlere ezberletmenin gerçi bir faydası olmuyor değil; kendilerinde şiir için en küçük bir istidat bulunmayan birtakım insanlar, bu kaideleri öğrenince şiir yazabileceklerini sanıyor ve usulüne tamamıyla uygun bir sürü mısra kaleme alıyorlar.

İki üç manzume karalayınca şair sayılacağını düşünmenin uyandırdığı bir hevesle yüz kere tekrarlanarak bayatlamış, ayağa düşmüş birtakım duyguları, en bayağı hayaller ve imajlarla nazım hâline koyuyorlar.

Şair sayısını lüzumsuz yere çoğaltarak hakiki şiiri anlamış insanları zaman zaman şiirden iğrendirecek derecede değersiz manzumelerin bol bol önümüze sürülmesine meydan veren bu faydaya, isterseniz zarar da diyebilirsiniz.

Tutulan bu yanlış yolun bir başka zararı da gerçek bir şiir istidadı taşıyan bazı gençlere, şiir yazmak için bu usulleri bellemekten başka yapılacak iş olmadığı zannını vererek, onlara şiir sanatını çok kolay bir şey gibi göstermesi; dolayısıyla daha başlangıçta yanlış bir yola sevk ederek istidatlarını baltalamasıdır.

— Yaşar Nabi

Şiirimizi sizler için edebiyat, felsefe, tarih ve sosyoloji gibi alanlardan ilham alarak değerlendirip yeni ve farklı bir bakış ile anlatmaya gayret ettik.

Bizler için zorlu ve bir o kadar da kıymetli olan bu sayıyı sizlerin huzuruna sunmaktan memnuniyet duyarız. Her zamanki gibi, daha gür bir sesle:

Sürçülisan ettik ise affola!

← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 05. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

5. Sayımız

Mart–Nisan 2022

Kıymetli okuyucularımız,

Kaleme ve kâğıda sığmayacak birçok söz biriktirdik. Mürekkepler tükense dahi gördüğümüz her yenilgiye karşı doğan infial tükenmeyecek.

Bir hayata fazla, bir çehreye aşırı kaçacak ancak ebediyete istiap olmasını layık gördüğümüz yazılar, şiirler, öyküler, denemeler, makaleler, fotoğraf kareleri ve çizimler biriktirdik sizinle paylaşmak üzere.

Her sayımız gibi bu yeni sayımızda da her gün örselenen bağrımızı açtık siz okurlarımıza. Her yeni sayımızda daha çok öğrendik, daha çok dirildik. Kuytudayız ama bir çığız; her an infilak edecek.

Her sayfasına kıymetli emekler harcanan, her kelimesinde uykusuz sabahlar barınan yeni bir sayımızı daha evlerinize, en mühimi sıcak bağrınıza kazandırmaktan dolayı mutluyuz.

Ustalıkla sanatı kuşandık bu defa üzerimize. Her bir balıkçının fotoğraf karesinde, tren garında, her çocuğun gülümsemesinde, her fotoğrafın siyahında ve beyazında düşledik daha güzel bir dünyayı.

Kıymetli okurumuz, matbaa baskısı ve maddi açıdan bizleri zorlayan zamlardan dolayı Mart–Nisan sayımızı geç de olsa sizlere sunmaktan gurur duyarız.

Bu külfetli devirde bir derginin sesini ve soluğunu diri tutması güç de olsa bizler, sizlerin bir güzel sözüyle dahi güçleniyor ve daha aydınlık bakıyoruz. Sizlerin desteği, ilgisi ve sevgisi olmadan yalnızca Kuytu’muzun değil, bütün dergilerin ayakta kalması çok zordur.

Kuytu ailesi Mart–Nisan sayısını takdim eder, siz hemdem okurlarımıza keyifli okumalar dileriz.

Sürçülisan ettik ise affola.

← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 04. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

4. Sayımız

Temmuz–Ağustos 2021

Kıymetli okuyucularımız,

Temmuz–Ağustos Franz Kafka sayımızı sizlere takdim etmekten memnuniyet duyuyoruz. Edebiyat kültürünü sağlıklı olarak anlatmayı temenni ettiğimiz bu yolda dördüncü sayımızı da geride bırakmış bulunmaktayız.

“Bizi, insan düşüncesi sınırının sonuna götüren yazar. Absürd sorununu tüm boyutlarıyla ortaya koyan yazar.”

Çağımızda varoluşçuluk akımında anılan Albert Camus, Franz Kafka üzerine böyle diyor.

Doğuştan şanssız doğmuş, babasına hayatı boyunca daima nefret beslemiş bir yazardır. Almancanın yanı sıra Fransızca kitaplar da okuyan Kafka, gençlik yıllarında, “Madame Bovary” dâhil pek çok ünlü eserin yaratıcısı Fransız yazar Flaubert’in de etkisinde kalmıştır uzun bir dönem.

Antimiliter, bürokrasi karşıtı politik görüşleriyle tanınan Kafka, birkaç kez işini, sevgilisini, yaşadığı kenti değiştirir. Kendisi gibi veremden ölen çağdaşı ünlü yazar Orwell ile tanışamadan, kırk birinci doğum gününü bile kutlayamadan, Polonyalı Dora Diamant’ın kollarında Viyana yakınlarındaki bir sanatoryumda öldüğünde Türkiye Cumhuriyeti henüz birinci kuruluş yılını kutluyordu.

Kafka bir keresinde, “Ölümü arzulamaya başlamanız, bazı şeyleri anladığınızın ilk işaretidir.” diye yazmıştı. Annesi ve babası hâlâ hayattayken bu genç yaşta ölüp gitmesi bilinçli bir tercih miydi acaba?

Öldükten sonra şöhretine kavuşan bir isim de Kafka olmuştur. Uzun bir zaman yazmış, silmiş ve ölümüne yakın zamanda vasiyet olarak üniversite sıralarından tanıdığı en yakın arkadaşı yazar Max Brod’a tüm eserlerini yok etmesini söylemiştir.

Max Brod, yakın arkadaşı Kafka’nın bu isteğini yerine getirmemiş ve yarım kalmış, bazı bölümleri arasında geçişlerin dahi tamamlanmamış olduğu “Der Prozess – Dava” (1925), “Das Schloss – Şato” (1926) ve “Amerika” (1927) adlı en ünlü eserlerini sırasıyla yayına hazırlayarak Almanca olarak bastırmıştır.

Bu usta eserlerin günümüze kadar gelmesini ve hatta Franz Kafka isminin zihinlerimizde yer etmesini sağlamıştır. Sevgili arkadaşı Brod, Kafka için “Etkileyici bir nüktedanlık ve zekâya sahiptir.” der.

3 Haziran 1924 tarihinde Avusturya’da gözlerini dünyaya kapayan Kafka, “Dönüşüm” romanında tarihe geçecek şu sözleri yazmıştır:

“Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.”
← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 03. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

3. Sayımız

Mayıs–Haziran 2021

Kıymetli okuyucularımız,

Dilbent ile bağlı olduğumuz bir melalimiz var. Dilce konuşmayla dahi yeterli bulmadığımız kelimeleri sizlere bu melalimizle, Yusuf emsali ile kuyudan, kuytudan ulaştırmayı kendimize bir ödev, tabiri caizse bir dert biliriz.

Hüznümüz; can ve özün yeterli rağbeti görememesiyle harmanlanmakta, kalemimizden taşmakta. Bütün derdimiz zulme lâlüebkem olan değil, onu buğzedebilen olmaktan yana.

İnsan kendi kendini yiyen bir dilemma iken bizler istiyoruz ki dursun savaş bombaları, sussun savaş naraları. Bizler istiyoruz ki insanın insanca yaşadığı, dünyanın bütün ülkelerinin sınırlarının kaldırıldığı bir hayata açalım gözlerimizi.

Merhamet gönlünden daha öte yerlerine mıhlansın insanın; ortak derdimiz can olsun, canlı olsun istiyoruz. Sızı ortada dursun. Kimsenin bir kuytu köşede içi sızlamasın, kimse “öteki” olmasın kimse için.

2021 yılının Mayıs–Haziran aylarını kapsayan “The Pianist” dosya konulu dergimizi sizlerin beğenisine sunmaktan kıvanç ve onur duyarız. “The Pianist”; ortak kaygılarımızı, insanın insan olduğu için değer görmesi gerekliliğini, merhameti ve fecaatı en gerekli biçimde anlatan bir sanat eseridir.

Çarkı elinde bulunduranın, “öteki” olarak gördüğü kişilerle nasıl da kobay faresi gibi oynadığı gözler önüne seriliyor bu filmde.

Dilimiz döndüğünce bu sayımızdaki çok kıymetli öyküler, şiirler, incelemeler ve röportaj yazılarımızı siz hemdem okuyucularımızın beğenisine takdim ederiz.

Sürçülisan ettiysek affola…

← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 02. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

2. Sayımız

Mart–Nisan 2021

Kıymetli okuyucularımız,

Bizler için kıymetli ve bir o kadar da meşakkatli olan ikinci sayımızı sizlere takdim etmekten gurur duyuyoruz. Biliriz ki bulunduğumuz bu çağda yazmak ve yazmaya gönül vermek fazlasıyla külfetli bir uğraştır. Bizler biliriz ki sıcağın bırakmış olduğu sızıyı en çok yanan anlar.

Kızgın harlarda dağlanmış gönlümüz için bu dünya pek de yaşanılacak bir yer değildi oysaki. Yaşanılır gibi olmayan, “külfet asıl kendisidir” diyeceğimiz, büyük fakat bir o kadar da küçücük olan şu dünyadan göçerken ardımızda somut ve kalıcı bir şeyler bırakalım diyoruz.

Herkesin aydınlığını temenni ettiği bir kuytusu vardır. Kimimiz çok iyi gizleriz sadece. Fakat bu kuytu bir zaman sonra öylesine büyür ki içimizde, taş olup göğsümüze oturacaktır günün birinde. O taşı kaldırmak için savaşmak gerekecektir.

Nicelerimizin sırf taşı kaldırmak için göğsünden gönlünü dahi söküp attığı bu dünyada, dergimizin de niyeti ve ahvali savaşmaktan ibarettir.

2021 yılının Mart–Nisan sayısı olan dergimizde İsmet Özel’i dosya konusu edinmiş ve bizler de gücümüz yettiğince kendisini sizlere takdim etmiş bulunmaktayız. Ömrünü, tıpkı şiirleri gibi, dik duruşuna imgelemiş biridir İsmet Özel. Tarifi zor, anlatması zor, yazması ise bambaşka zordur.

Öyküler, şiir tahlilleri, denemeler, incelemeler, şiirler, kitap ve film önerileri barındıran bu sayımız umarız ki siz kıymetli okuyucularımız tarafından takdir görecektir.

Sürçülisan etmişsek affola.

← Sayılarımıza dön
Kuytu Dergisi 01. sayı kapağı
KUYTU DERGİSİ · ARŞİV

1. Sayımız

Ocak–Şubat 2021

Kıymetli okuyucularımız,

Her insan kendi yolunun erbabıdır aslında. Yürüdüğümüzde ayak seslerimiz işitilmese de her insan, boşluktan boşluğa yankılanan bir sestir. Bizler içimizdeki aşkla yarının iyi olacağını düşlesek de hayat, bizler için bir şeyler planlamakta. Dünyanın bütün uzuvlarında, ülkemin, servetimin bütün uzuvlarında bir sadakatsizlik yatmakta. Bizler içimizdeki çığlığı sözcüklerimizle filizlendirip yarınların iyi olacağını baharlara inatla haykıracağız.

Nice aşklar yitirdi ülkem; daha gençtiler. Nice hayatlar söndü Âdem’den beri. Kiminin boğazı bir dilim ekmeğe hasret yaşadı, kiminin gönlü bir dilim sevgiye. Okuduk, cehaletimizi daha çok içselleştirdik. Öğrenecek ne çok şey, yaşanacak ne kadar hüzün, yürünecek ne kadar yol var; bildik, gördük, hissettik.

Gördüğümüz bütün yanlışları, işittiğimiz bütün yalanları ellerimizle düzeltemeyecek kadar bitaptık. Bizler de gönlümüz ile tırpanladık. Çaresizdik, yazgıyı çare belledik. Konuşurken utandık, çekindik; kimi zaman iki kelimeyi bir araya getiremedik belki ama bütün sayfalara haykırdık ve her zaman, her an onların eraciflerini dökmek için hazırdık.

Mevte sadık kaldık ve bunu her yerde dillendirdik. Çünkü biliriz: “Her fani bir gün ölümü tadacaktır.” Çünkü biliriz, bedenin dünyayla imtihanı bittiğinde dilediğin kadar nefes ver, geri gelmeyecek. Bu telaş niye? Bu adapsızlık, bu kargaşa, bunca kötülük niye?

Bizler toprağa karışacak şu fani bedenimizi dünyaya saplamak yerine ruhumuza sanat nefesini verdik ve onu ölümsüz kılmayı ancak bu şekilde başarmayı temenni ettik. Dememiz o ki; her birimiz bu dünyanın kötülüklerine atılan bir taştık. Birimiz kanattık, hepimiz yok edeceğiz.

Sevgili okurlar, Kuytu’nun niyeti edebiyatı arşa çıkarmak değildir. Sağlıklı bir edebiyat yayıp gönüllerde sanat aşkı biriktiren, yazgısı nefes alacak bir bedene kavuşamamış ve kendisine bir yuva kurmayı temenni eden bütün sözcüklere bir yol olmayı hedefleyen edebiyat ve fikriyat dergisidir.

Ellerimizle düzeltemediğimiz bütün yanlışlıkları kalemimizle düzeltmeye, düzeltemiyorsak da en azından törpülemeye çalışıp çabalayacağız. Unutulmamalıdır ki sesimizin yetmediği her yere hep beraber bağırdığımız takdirde hem az yorulacağız hem de daha çok savaşacağız.

Bizler bu dünya dersini zorunlu olarak alan öğrenciler olduğumuz gibi, zaman zaman kendimize, zaman zaman da başkalarına bir şeyler öğretmekle yükümlü olan öğretmenleriz. Yüzyıllardır bütün edebiyatçıların atmış olduğu taşlarız. Yarın da bir başkası bizim sesimiz, nefesimiz olacaktır. Bizler ne ilkiz ne de son olacağız.

Dergimizin ilk sayısını sizlere takdim ediyoruz. İlk sayımızda bizlere destek veren tüm genç şair-yazar dostlarımıza bir teşekkürü borç biliriz. Çizimlerde emeği geçen Şeyma Nur Lüleci’ye, dijital çizimleriyle bizlere destek veren Büşra Güney’e, çekmiş olduğu fotoğraflarıyla bizlere huzur veren saygıdeğer Selim Yeşilkaya’ya canıgönülden teşekkür ederiz.

Dergimiz büyük bir emekle ve yoğun bir çabayla hazırlanmış, sizlerin huzuruna sunulmuştur. Umarız ki sizlerin düşleriyle, sizlerin gülüşleriyle daha da büyüyecek ve bir gün sizler için daha çok hizmet verecektir. Kuytuda kalmış bütün sözcükleri umarız aydınlatabilecektir.

“Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” — Nâzım Hikmet

Dedik ve bundan tam iki yıl önce, bu takdimi yazmış olduğumuz masada, bu derginin hayalleriyle büyülendik. Sevdik, âşık olduk, vatan aşkıyla büyülendik. Kimimiz yalnızdık, kimimiz bütün kalabalıklar içinde tükendik. Her birimiz kendinden birer parçayı ekleyerek sizler için bu dergiyi biriktirdik. Ve bizler de sizin gibi yarının iyi olacağına var gücümüzle inandık.

“Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.” — Necip Fazıl